not defterimden alıntılar:
*berlin-prag treninden…
filtre kahvem ve cookiemle çok mutluyum şu an. hiç yapmadığım bişiyi yapıp en dev bardak boyunu seçtim. ah çok yoruldum. bu backpackin biraz boşalmaya ihtiyacı var. kompartmanda yalnız başıma kendimi dinlemenin nesi yalnızlık? kahvem en güzel eşlikçim.
polis pasaportumu sordu. o ne havalarsa, gören de pasaport sormak dünyanın en prestijli görevi zanneder. umursamaz hallerimse beni daha fazla denetlemelerine neden oluyor sanırım. uf, who cares! tüm meslekler, tüm görevler, tüm beceriler aynı düzeyde şu an gözümde. hayatımın en katıksız gözleriyle geçiriyorum zamanımı. yalnız bu denk gelen 3. kontrol. iyi ki kimliğin çıkmasını beklemişim.
*prag gezisi sırasında (14th of jan.):
-astronomik saat kulesi (sıcak şarapla candır)
-charles brigde (street jazz bi harika)
-prague castle (her yerdeki kostümlü şovalyeler ne ayak?)
-jewish quarter (sinagogta klasik müzik dinlemek mi? güzel seçim)
-kafka museum (el yazıları, ilk basım kitaplar, kafkanın sevgilileri…)
-comunism museum (dünyanın en saçma müzesi bu olabilir. )
*köprünün bir ayağında bi’ cafeden gelen “mad world” şarkısı için bi süre dikilip şarkıya eşlik etmek. köprünün diğer ucunda denk gelen street jazzcıların neşesi, hemen berisinde portreleri çizen ressam. durduk yere birileri bana notalar armağan ediyor, evet bu notalar benim için. ah bu film çekimleri… yo yo, başım dönmüyor, uçuyorum.
*sıcak şarabı çoktan hak etmiştim. bir bardak sıcak şarap kaptım işte. hava çok güzel seyrediyor. çok tatlı nefes alması. gittikçe güçlendiğini hissetmek, gittikçe arttığını.
*şehir kalabalık mı değil mi, karar veremedim. ama turist kalabalığı bu, kronik kalabalık değil. kendimi yalnız değil de, özgür hissetmem… bu gece burda son gecem. yarın check out.. bu şehre özellikle çok vakit ayırmıştım, zaafım vardı, iyi ki varmış.
*yoruluyorum, kaslarım ağrıyor.
az giysim, çok işim, çok fikrim, çok gezesim var.
charles bridge’te gözden akan bir damla yaştı beni bana güçlü hissettiren.
istediğim yerleri, istediğim gibi, istediğim kadar görme; her şehirde, her köşede, her cafede, her öğünde farklı biriyle sohbet etme şansını kendime verdiğim için kendime teşekkür ederim, evet, ederim.
(photo: prag’ta akşam 5 suları…)